Büyü ince, gizli ve anlasılması güç olaydır. Hakikatle
hayalin karışımı olup seri tariflerden biri de, insanın direkt olarak vücudunu,
gözünü veya aklını etkilemesidir.
Büyünün esası ilimdir, elektrik ve atom ilmi gibi. Bu ilmin kötüye kullanılması, atomun
enerjiye degilde, bir şehre atılması gibidir. İstemediğini yaptırmaya, iradenin
zaman zaman elinden alınmasıdır.Bu bilgilerin kötüye kullanılması büyü olur.
İnsanlar büyüden korkarlar, sebebi ise niteliğinin kendileri tarafindan
bilinmemesidir. Gizliliklerinin bilinmesiyle , büyü büyü olmaktan çıkar. Hal
böyle olunca büyüde bes unsur gözükür; Büyücü, büyü, büyüyü yaptıran, büyüye
hizmetçi (hadim), büyücü ile hadim arasındaki hadimler (cinler) dir.
Bunu yaptıranlar haset ve kinlerini hileli yola başvurarak almaya çalışırlar. Bu
ağır ve kötü etki, büyü yapılanı şimşek çarpmışa benzetebiliriz. Yine büyü
yapmak için, biber, nal, toprak, kasik, çiçek, yiyecek, akla gelebilecek hersey
kullanılır. Bütün bunlar Allah’in takdiri, izni ve mutlak bilgisi dahilindedir.
Allah izin vermedikçe, büyü ile kimse kimseye zarar veremez. Yüzlerce büyü
yapılır, izin verileni kul için bir ibtila, imtihan, günahların tekfiri,makamın
yükselmesi gibi birçok hikmetleri üzerinde taşır. Fakat insanın acul (aceleci)
olması, hikmetlerdeki bilgisizliği, imtihanı kaybettirebilir.
Büyü sözünü sık sık duyarız. Pek çok kimse büyüden söz eder. Ama çoğumuz bunun
ne olduğunu bilmeyiz. Onun için önce büyünün ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir.
Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya,
ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denilir. Büyü ile insanı
istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri yaptırmak kabil
değildir.
Büyücülük, her şeyden önce,reçeteler, formüllere dayanan,
bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır.
1584’te Anvers’te yayınlanan Gespar Peucer’in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta
büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı
Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir
organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte
birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait
olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk
kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin’in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The
Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü
ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla
ve büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü
ruhları yönetebilir.
Büyü kitapları arasında hangisinin gerçek olup olmadığını saptayabilmek
imkansızdır. Hepsi çok eski, hepsi el yazmalarından oluşuyor ve çoğu ünlü
isimler taşıyor. Örneğin, Papa III. Leon, Büyük Charles’a (742-814) hayatın
tehlikelerine karşı Papa Leon’un Kitabı’nı gönderiyor ama, aslında, öyle
tanıtılan el yazması, İmparator Büyük Charles’ın ölümünden üç yüz yıl sonra
kaleme alınıyor. Küçük Albert, Kızıl Ejderha, Kara Büyü, Yüce Albert’in Şahane
Sırları geleneksel büyü kitaplarından bazılarıdır.
Ünlü büyü kitaplarından bir başkası 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki
yüzyılda gizem ustası McGregor Mathers tarafından ilk kez ingilizceye çevrilen
Sihirbaz MaAbra-Melin’in Kutsal Sihir Kitabı’dır. Kitaba göre maddi dünya kötü
ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımı ile
büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları
yönetebilir. Rivayete göre Simon oğlu Abraham tarafından yazılan kitap, ilk kez
1458’de ortaya çıkıyor ve Rönesans büyücülüğünü etkiliyor. Diğer büyü
metinlerinde olduğu gibi burada da ruh çağırmalarına, kaybolan nesneleri
bulmaya, aşkı ve nefreti uyandırmaya dair bilgiler bulunyor.
Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve
duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller
kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo)
dahil olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum veya kilden
yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel
formüller kullanılarak heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir
başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli
kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin
kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.
Büyünün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu gücü dilediğince
kullanmaktır.